hud suresi 75 ayet tefsiri

KURANTEFSİRİ – 22.03.2020 – HUD SURESİ 108. AYET. Kuran Tefsiri 14 plays. KURAN TEFSİRİ – 21.03.2020 – HUD SURESİ 106 VE 107. AYETLER. Kuran Tefsiri 9 plays. KURAN TEFSİRİ – 20.03.2020 – HUD SURESİ 104 VE 105. AYETLER. Kuran Tefsiri 10 plays. Hûdsûresi 75. ayetin Türkçe okunuşu, Arapça okunuşu ve meali. 74. Fe lemmâ zehebe an ibrâhîmer rev’u ve câethul buşra yucâdilunâ fî kavmi lût (lûtın). Artık İbrâhîm (a.s)’dan korku gidip, ona müjde geldiği zaman Lut kavmi hakkında Bizimle mücâdele ediyor (du). SuatYıldırım Kuran-ı Kerim ve Meali. (74-75) Vaktaki İbrahim'in kalbinden korku geçip gitti ve ona müjde geldi, hemen tuttu Lut'un halkı hakkında bizimle mücadeleye başladı. Çünkü İbrahim çok yumuşak huylu, yufka yürekli ve kendisini Allah'a teslim eden bir kuldu. Ahmed Hulusi Türkçe Kur'an Çözümü. AyrıcaMahmut Sami Ramazanoğlu’nun Yûnus ve Hûd Sûrelerinin Tefsiri adıyla yayımlanan (İstanbul , 1987, 1991) tasavvufî bir tefsiri bulunmaktadır. Sûrenin faziletine dair Abdullah b. Rebâh’tan, “Cuma günü Hûd sûresini okuyunuz” meâlinde bir hadis rivayet edilmiştir (Dârimî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân 2 Diyanet Vakfı Meali. İbrahim cidden yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini Allah'a vermiş biri idi. 3. Diyanet İşleri (Eski) Meali. Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi. 4. Diyanet İşleri (Yeni) Meali. Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. Site De Rencontre 100 Gratuit En France. 11-HÛD 74. Ayet فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ الرَّوْعُ وَجَاءتْهُ الْبُشْرَى يُجَادِلُنَا فِي قَوْمِ لُوطٍ Fe lemmâ zehebe an ibrâhîmer rev’u ve câethul buşra yucâdilunâ fî kavmi lûtlûtın. Bayraktar Bayraklı İbrâhim'den korku gidip kendisine müjde gelince, Lût kavmi hakkında bizimle mücâdeleye başladı. Edip Yüksel İbrahim’den korku gidip kendisine bu müjde verilince Lut halkı hakkında bizimle tartışmaya başladı. Erhan Aktaş İbrahim’in korkusu geçip, bu müjde kendisine verilince, Lut’un halkı hakkında bizimle1 tartışmaya 1- Meleklerimizle. 2- Girişimde bulundu. Muhammed Esed Böylece İbrahim'in korkusu geçtikten ve kendisine sözü geçen müjde verildikten sonra Lut kavmi hakkında Bize yakarmaya başladı; Mustafa İslamoğlu Sonunda İbrahim'in endişesi geçip de müjde kendisine ulaşınca, bu kez de Lut kavmi konusunda bize ısrarla yalvarmaya başladı; Süleyman Ateş İbrâhim'den korku gidip kendisine sevinç gelince, Lût kavmi hakkında bizimle tartışmağa başladı onlardan azâbı kaldırmamızı veya hafifletmemizi ricâ ediyordu. Süleymaniye Vakfı İbrahim’in korkusu geçip kendisine o müjde de gelince, Lut halkı hakkında bizimle tartışmaya girdi. Yaşar Nuri Öztürk İbrahim'den korku gidip yerine müjde gelince, Lût kavmi hakkında bizimle tartışır oldu. ❬ Önceki Sonraki ❭ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ 11-HÛD 72. Ayet قَالَتْ يَا وَيْلَتَى أَأَلِدُ وَأَنَاْ عَجُوزٌ وَهَذَا بَعْلِي شَيْخًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ عَجِيبٌ "Kâlet yâ veyletâ e elidu ve ene acûzun ve hâzâ ba'lî şeyhâşeyhan, inne hâzâ le şey'un acîbacîbun." Bayraktar Bayraklı Hanımı, “Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu, gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi. Edip Yüksel “Vay başıma gelenler!“ dedi, “Ben bir yaşlı kadın ve kocam da ihtiyar bir adam iken çocuk mu doğuracağım? Bu çok garip bir şey!“ Erhan Aktaş “Vay başıma gelene! Ben bir koca karı, kocam da bir ihtiyar olduğumuz halde, doğuracak mıyım? Doğrusu bu çok hayret edilecek bir şey!” dedi. Muhammed Esed "Vah bana!" dedi, "Ben yaşlı bir kadın, kocam da yaşlı bir adam iken, hala çocuk mu doğuracağım? Doğrusu, yadırganacak bir şey bu!" Mustafa İslamoğlu "Ah benim dertli başım! Ben yaşlı bir kadın şu kocam da bir piri fani olduğu halde, ben çocuk doğuracağım ha? Bu gerçekten de çok garip bir şey!" dedi. Süleyman Ateş "Vay, dedi, ben bir kocakarı, bu kocam da bir pir iken doğuracak mıyım? Bu, cidden şaşılacak bir şey!" Süleymaniye Vakfı “Vay başıma gelenler!” dedi. “Doğum mu yapacağım?” Ben gücünü kaybetmiş bir kadınım; bu da kocam, iyice yaşlanmış! Bu gerçekten tuhaf bir şey!” Yaşar Nuri Öztürk "Vay başıma, dedi. Doğuracak mıyım ben? Kendim bir kocakarı, kocam bir ihtiyar. Gerçekten şaşılacak şey bu." Beni Hud, Vakıa, Mürselat, Nebe, Tekvir sureleri ihtiyarlattıHud Süresi Kur’an-ı Kerim’in 11. suresidir. 123 ayet, 1715 kelime, 7605 harftir. Mekkidir. Ayet sonlarına ahenk veren fasıla harfleri Be, Dal, Zel, Ra, Ze, Sad, Tı, Zı, Kaf, Lam, Mim-Nun’dur. Sure, adını 50 ile 65 ayetler arasında kıssası zikredilen Hz. Hud’dan almıştır. Mirac’tan sonra konusu, davet, korkutma, uyarma, Allah’ın kitabı ve Nuh, Hud, Salih, Lut, Şuayb, Musa peygamberlerin kıssalarıdır. Surenin nüzulünden önce Resulullah’ı koruyan amcası Ebu Talib ile Hz. Hatice vefat etmiş, müşriklerin baskıları artmış ve bu şartlarda Hz. Peygamber en sıkıntılı zamanlarını yaşamıştır. İslam tarihçilerinin “Hüzün yılı” ve “Fetret dönemi” dedikleri bu dönemde inen Hud suresi hakkında Resulullah “Beni Hud, Vakıa, Mürselat, Nebe, Tekvir sureleri kocalttı” buyurmuşturHud suresinin ilk bölümü Kur’an-ı Kerim’den bahsetmekte, sonra geçmiş peygamberlerin gayb haberleri, kafirlerin nasıl yalanladıkları ve azabı çağırdıkları Kur’an-ı Kerim”Elif, Lam, Ra. Bu, ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi olan ve her şeyden haberdar bulunan Allah tarafından birer birer açıklanmış bir kitaptır” 1.Kur’an-ı Kerim, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren kesin, sağlam, uyumlu, veciz, beliğ, fasih, açık, fazlalık ve eksikliği olmayan bir kitap, bir ferman bir kanun ve öğüttür. Bu kitap, Arapça konuşan bir kavme anlaşılsın diye apaçık bir Arapça ile indirilmiştir .Ona şiir diyenlere onun gibi bir sure getirin denildiğinde, kafirler taklit etmek istemişler fakat gülünç birtakım laf kalabalığı yapmaktan öteye gidememişler ve “Peygamberin onu, hevasından konuşmadığını, ancak vahyedileni aktardığını anlamışlardır. Bu kitabı bile bile yalanlayanların sonları çok acıklı suresinin başlangıcındaki Elif, Lam, Ra buyruğu hakkında müfessirler“Bununla ne murad edildiğini en iyi bilen Allah’tır” demişlerdir. Ayrıca, bu harflerle başlayan her sürede mutlaka Kur’an’dan söz edilmektedir. Bu huruf-ı mukattaa harfleri Kur’an’dan önce de Araplar tarafından şiirde kullanılmaktaydı. Onlar hiç bir zaman Kur’an’ın bir ayetinin benzerini bile harfler, işte onlara karşı bu meydan okuma ve aciz bırakmaya da işarettir “Yoksa onu kendi mi uydurdu diyorlar? De ki Eğer doğru söylüyorsanız hadi öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure getirin. Hem de Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın. Söylediğinizi yapamazlarsa bilin ki o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. Ondan başka ilah yoktur. Artık müslümansınız değil mi?” 13-14.Hud suresi, Kur’an-ı Kerim’in sağlamlığını böylece daha girişte sunduktan sonra, itikadi hakikatleri ortaya koymaktadır. Allah’tan başkasına ibadet edilmez. Dönüş Allah’adır Yeryüzünde debelenen bütün canlıların rızkı Allah’a aittir. Onun karar yerini de geçici bulunduğu yeride bilir Bunların tümü apaçık bir gökleri ve yeri, insanların amel bakımından hangisinin daha iyi olduğunu denemek için yaratmıştır. Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse orda onlara yapıp ettikleri tastamam ödenir; hiçbir eksikliğe uğramaksızın. Ancak onların yaptıkları boşa çıkmıştır ve ahirette onlara ateş azabı vardır. Kur’an’a inanan, salih amellerde bulunan, Rablerine kalbleri tatmin olmuş halde bağlanan müslümanlar ise Cennet halkıdırlar ve orada temelli suresi, bu giriş kısmından sonra geçmiş peygamberlerin gayb haberlerini surede kıssaları zikredilen Nuh, Hud, Salih, Lut, İbrahim, İshak, Yakub, Şuayb, Musa ve Hz. Peygamber gibi peygamberlerin hepsi, Allah’ın birliğine ve sadece O’na itaate çağırmışlardır. Ancak hepsinin de kendi kavimleri yalanlamışlar ve Allah’ın azabıyla helak olmuşlardır. Bu kıssaların anlatılmasının sebebini de yine Hud suresinin son ayetlerinden öğreniyoruz“Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi anlatıyoruz ki, kavminden gördüğün haksız davranışlara karşı kalbin kuvvet bulsun, ruhun açılsın. Bunda da sana hak ve inananlar için bir öğüt ve ibret gelmiştir” 120.Öğüt ve ibret almacak kıssaların özü şöyledir Hz. Nuh, puta tapan, kötü, zalim, fasık, vicdansız milletine Ulu’l-Azm peygamberlerin ilki olarak gönderildi. Milletini Allah’a ibadete çağırdıysa da onu dinlemediler, yalanladılar, alaya aldılar ve azabı çağırmasını Nuh, Allah’ın emriyle bir gemi yaptı; her cinsten birer çifti, aleyhine hüküm verilmemiş olan çoluk çocuğunu gemiye aldı. Tufan çıktığında gemide çok az inanan vardı. Geride kalanların hepsi, Hz. Nuh’un karısı ve kafir olan oğlu da helak olmuşlardı. Tufan bittikten sonra Nuh’un gemisinden inen mü’minler yeryüzünde halifeler bunlardan çoğalanlardan ad kavmi, Ahkaf’ta İrem diye anılır her türlü imkana sahip olmakla büyüklendiler, ayetleri bile bile inkar ettiler. Allah, Hz. Hud gönderdi. onlar da azabı istediler. Bunun üzerine pınarları kurudu, yeşillikleri kalmadı, ünlü İrem bağları yok oldu, hayvanları Hud onları tevbe etmeye çağırdıysa da yine putlara tapmaya devam ettiler. Sonunda ufukta gördükleri bir bulutu yağmur bulutu sandılar. Halbuki o azabı getiren buluttu. Her şeyin kökünü kurutan bir rüzgar insanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp attı. Rezillik azabını dünya hayatında tattılar, hepsi yok oldular. Allah, Hud ve inananları rahmetiyle Salih ile gönderildiği Semud milletinin kıssası da aynı şekilde tebliğ, yalanlama, azabı çağırma ve yok olma safhalarını anlatır. Şiddetli bir yer sarsıntısı hepsini yok etti, sanki orada hiç yaşamamış gibi İbrahim Hz. Hud ile kurtulan müslümanların meydana getirdiği yeni nesildendi. Sabiiler, Babil medeniyeti ile büyüklendiler Nemrut, “Allah dostu” Hz. İbrahim ateşe Cenab-ı Allah İbrahim kurtardı. O, Babil’i terkettiğinde ardında yalnızca ona inanan Lut vardı. Babası bile kafirler arasında kalmıştı. Hz. İbrahim ve yanındakiler bereketli topraklara gittiler. Tevhid dini, “İbrahim milleti” yoluyla yaşadı .Lut aralarında fuhşun, cinsi sapıklığın yayılarak azgınlaştığı bir ulus olan Sedom’a peygamber olarak gönderildi. Hz. Lut, İbrahim’e ilk inanan, iyilerden, ilim ve hikmet sahibiydi. Ama her peygamber gibi onu da yalanladılar. Lut, Allah’a dua etti. Allah’, Hz. İbrahim’e İshak’ı müjdeleyen iki melek gönderdiği zaman İbrahim Sedom’un yok edileceğini de melekler Lut yanına genç, güzel erkekler şeklinde gittiklerinde Hz. Lut çok sıkıldı. Sedomlular da bu tanınmamış güzel erkeklerin etrafını sardılar. Lut konuklarını rahat bırakmalarım, isterlerse kızlarını verebileceğini söylediyse de Sedomlular sarhoşluk içinde azmışlardı “Andolsun ki senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun. Doğrusu ne istediğimizin farkındasın” 79 Lut çaresiz bir haldeyken melekler kimliklerini açıkladılar, olacakları ona anlattılar. Sabah yakınken Lut’un evinin etrafındaki azgınlar genç erkek kılığındaki meleklere saldırınca kör edildiler. Lut karısı dışında kalan ailesini aldı ve yola çıktı. Sabah olunca korkunç çığlık Sedomluları yakaladı, üzerlerine taş yağdı, ülkeleri altüst oldu, hepsi helak ve Eyke halkına peygamber olarak gönderilen Şuayb * mücadelesi sonunda bu halkların da sonu aynı Semud milleti gibi oldu. Korkunç bir gürültüyle yurtlarında çöküp helak oldular. Surede son olarak da Hz. Musa* yalanlayarak denizde boğulan Firavun dan söz edilmiş ve bütün yalanlayıcı kafirlerin dünyada da ahirette de lanetlendikleri bildirilerek bu kıssalarla ilgili olarak şöyle söylenilmiştir“Bunlar sana doğru haber olarak aktardığımız geçmişlerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmıştır hala izleri vardır; yeryüzünü geniş görün kimi de biçilmiş ekin gibi yerle bir edilmiş, izi bile kalmamıştır” 100. Yüce Allah onların kendi nefislerine zulmettiklerini azab geldiğinde taptıkları ilahlarının hiç bir fayda sağlamadığını; Allah’ın yakalayı vermesinin pek acıklı ve şiddetli olduğunu; ahiret azabından korkanlara bunda kesin ayetler olduğunu beyan suresinin bu son bölümünde anlatılan kıssalardan ibret alınmalıdır“Seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru davran. Ve azıtmayın. Çünkü O yapmakta olduklarınızı görendir” 112. Zulme sapanlara eğilim göstermeyin, sizin veliniz ancak Allah’tır. Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Sabret. Rahmet olunanların dışındakiler cehenneme şu ayetle sona ermektedir “Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır. Bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk edin ve O’na tevekkül edin. Senin Rabbin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir” 123.Kafirlerin, azgın ulusların hemen her peygamberi yalanladıklarını ve azabı hak ettiklerini, bu kıssalardan anlıyoruz. Bütün sapık milletlerin, aynı üslupla nebileri ve resulleri yalanladıkları gibi, Resulüllah’ın kavminin de onu yalanladığı görülmektedir Sen de bizim gibi bir insansın, özelliğin ne ki? Kitabı sen uydurdun. Senin sözünle, biz ilahlarımızı terkedecek değiliz. Biz üstünüz; siz peygamberler yumuşak baslı ve zayıfsınız, koruyucunuz da yok. Birer melek olsaydınız ya gibi sözlerle…İşte hep bu yüzden onlar azabı hak ettiler. Allah onlara zulmetmedi, kendileri nefislerine zulmettiler. Bu, Allah’ın her zaman geçerli olan bir kanunudur. Ve Allah zalimleri yeryüzünde mirasçı kılmaz, amellerini boşa Sait ŞİMŞEKKaynak Şamil İslam Ansiklopedisi Abdülkadir Geylani Bakara Süresi 74-75-76 ve 77. Ayetin TefsiriBundan sonra kalpleriniz katılaştı Allah korkusuyla titreyen kalpleri yumuşatan ölüyü diriltme hadisesinden sonra kalpleriniz tam bir kasvetle katılaştı, karakterleriniz kir ve pas tuttu. Bu büyük deliller / ayetler sizin kalplerinize tesir etmeyip, onlar kaskatı bir hale geldi. Onlar adeta taş gibi, hatta ondan daha sertKalpleriniz sertlikte ve katılıkta, yontulmayan ve tesir kabul etmeyen taş gibi oldu. Hatta sertlikte taştan daha sert oldular. Çünkü o sert kayalar bile belli bir güç ve kuvvet karşısında duramayıp tesir alır da, sizin kalpleriniz asla etkilenmez Zira öyle taşlar vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Halbuki sizin kalpleriniz, zat denizine bağlı arklar vasıtasıyla, nebi ve resullerin dili üzere gelen marifet ırmaklarından bile öyle taşlar vardır ki, çatladığı zaman içinde su çıkar Üzerinden uzun bir zamanın geçmesiyle birlikte o taşlar kendiliğinden veya harici bir sebeple çatlar, yarılır ve içine su girer de; sizin kalpleriniz ne kendiliğinden, ne de harici bir sebepten etkilenmez. Ve yine öyle taşlar da vardır ki, Allah korkusuyla yukarıdan aşağıya yuvarlanırBazı taşlar da kuvvetli yağmurlar, sert rüzgarlar, ağır zelzeleler gibi afakta zuhur eden ap-açık ayetleri, burhanları görerek yüksek yerlerden yuvarlanarak düşerler de; sizin kalpleriniz, sizi bazen teşvik etmek, bazen da korkutmak için Rabbinizden size inen göz kamaştıracak kadar açık ayetlerden etkilenmez. Bu ayetler onları en açık, en keskin bir şekilde azarlamak, paylamak, müminleri teşvik etmek ve onları benzer durumlarda sakındırmak için hem dünyada hem de ahirette faydalı olan tesiri kabul etmemişlerdir. Halbuki kaskatı ve kabiliyetsiz olan taş bile tesir kabul etmektedir. Dolayısıyla onların durumları taştan daha kötü ve onlar kayadan daha birlikte hakikati ve örtmek suretiyle Allah’ı kandırmaya çalışıyorsunuz ve onun sizden gafil olacağını zannediyorsunuz. Halbuki Allah yaptıklarınızdan gafil değildir Bakara 74 Halbuki onların zatlarının ve bedenlerinin muzhiri olan Allah, velev ki göz açıp kapayacak kadar bile gafil Hak, İsrail oğullarına bahşettiği çeşitli nimet ve iyilikleri zikretmekte, buna karşılık onların zulümlerini, düşmanlıklarını, küfran-ı nimet ve nankörlüklerini sıralamaktadır. Cenab-ı Hak bununla, Yahudilerin imanı ve onların Hz Peygamber’e bağlanmaları ve müminlerle ilişkilerindeki hedefleri konusunda Muhammed’i müminleri bilgilendirmeyi ve onların uyanık olmalarını sağlamayı murat etmekte sizin onlar hakkındaki umut ve beklentileriniz boş’ size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Onların kıssalarını işitmediniz mi? Onların çirkinliklerini, aşağılıklarını, üzerlerine vurulan zillet damgasını ve kendilerine gönderilen peygamberlere karşı sergilemiş oldukları kötü muameleyi bilmiyor musunuz? Bu durumda Peygamberimize inanmalarını ve hallerini bilmenize rağmen onların Allah rızası için sizinle güzelce geçinmelerini mi bekliyorsunuz?Onlardan bir grup vardır ki, Allah kelamını işitirler de sonra iyice anladıktan sonra onu tahrif ederler. Bunu da bile bile yaparlar Bakara 75 Mütevatir olarak nesilden nesile anlatılan şu gerçeği işitmediniz mi? Onların önceki nesillerinden bir zümre vardı. Onlar, Hak’tan kendilerine inen ayetleri, yani Tevrat’ta Hz Peygamber’in vasıflarıyla ilgili yerleri okudukları zaman, bundan rahatsız oluyorlar ve onun peygamber olarak gönderilmiş olmasına bir türlü tahammül Muhammed’in zamanı yaklaşıp bazı alametler belirince, Hz Muhammed’in kendi kitaplarında belirtilen peygamber olduğunu anladılar, haset ve inatlarından dolayı o ayetleri değiştirdiler. Bunu yaparken inatlarının ve tekebbürlerinin bizatihi farkında idiler. Başbaşa kaldıklarında,işin hakikatını bildikleri halde Hz Muhammed kendi kitaplarında belirtilen peygamber olsa bile ona inanmayacağız. Çünkü o Arap’dır, bizden değildir demeye karar onlardan kimileri de, asli pisliği ve cibilliyetindeki bozukluk yerinde durduğu halde, sırf dünyevi menfaat ve maslahat için zahiren iman ve tasdik etmişlerdir. Bunlar onların en çirkin ve kötüleridir. Onlar müminlere rastladıkları zaman biz de iman ettik’ dediler. İmanlarında ihlaslı müminlere rastladıklarında, sizin peygamberinize inandık. Onun Tevrat’ta belirtilen peygamber olduğu kesindir. Onun Rabbi katından getirdiği her şeyi tasdik ediyoruz’ ile başbaşa kaldıkları zaman ise derler ki; Allah’ın size açtıklarını onların Rabbiniz indinde size karşı delil olarak kullanmaları için mi anlatıyorsunuz?Münafıklar, küfürlerini açıkça ve ısrarlıca ilan edenlerle baş başa kalıp birbirleriyle fikir alış-verişinde bulundukları ve şikayetler yayıldığı zaman, her bir grup diğerine şöyle der Bu adam hakkında ne dersiniz? Nasıl da yükselmekte? O, olsa olsa Tevrat’ta vaadedilen peygamber Yahudiler! Onun hakkında ne biliyorsunuz? Onun hakkında Allah’ın kitabında onun vasıflarıyla ilgili olarak haber verdiği şeyleri onlara, size karşı Rabbinizin huzurunda galip gelsinler diye mi anlatıp duruyorsunuz? Utanın! Utanın! Yoksa, kitabınızı tahrif ediyor ve o peygamberin vasıflarını ondan siliyor musunuz? Yoksa, kıskançlık ve taassunuzdan dolayı mı ona teslim olmuyorsunuz?Akletmiyor musunuz Bakara 76 Bunu hiç düşünüp teemmül etmiyor musunuz, ey bu adamın Hz Peygamber durumu hakkında babalarının dinine uymuş olanlar? Birbirlerinden ayrılıncaya kadar onlar arasında bu tür hezeyanlar, saçmalıklar cereyan edip Peygamberlerin en kamili! Onlara şöyle söyler; Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmektedir Bakara 77Aslında yaratılışları idrak ve şuur üzerine olan bu kimseler, zahirlerine de, batınlarını da kuşatmış olan Allah Tealanın her yerde hazır ve nazır olmasıyla, onların inat ve inanç ile uygun düşmeyen sözlerini bildiğini bilmiyorlar mı? Bu onların alimlerinin ve akıllılarının Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C1 / bkz 84-85

hud suresi 75 ayet tefsiri